Japonya Günlükleri -1

Biliyorum Japonya anlatmakla bitmez ama merak ediyorsunuz, o yüzden bir yerden başlamak lazım. Ben de en başından başlamaya karar verdim. Japonya’da ilk yaptığım bahsetmek istiyorum öncelikle.

Japonya’ya varış

İlk olarak Narita Havaalanına vardık. Vize işlemlerini bir önceki yazımda anlatmıştım. Sonraki işlem ise para bozdurma ve Japon Yeni almaydı. Türkiye’de bulamıyorsunuz çünkü. Havaalanında komisyon almıyorlar, o yüzden para kaybı yaşamadan hallettik. Dolar veya Euro bozdurabilirsiniz, fark etmiyor. Tokyo’da da “Money Exchange” yerleri oldukça fazla. Dikkat etmeniz gereken yine sıfır komisyon almaları. Ama daha küçük şehirlerde para bozduracak yer bulamayabilirsiniz, o yüzden hesabınızı ona göre yapın.

Narita Havaalanı her ne kadar Tokyo’da diye geçse de aslında baya uzak. Tokyo’ya yakın olan havaalanının adı Haneda. Gerçi biz zaten Tokyo’ya değil, daha da uzağa Yokohama’ya gidecektik. Bunun için en mantıklısı direkt Yokohama istasyonuna götüren otobüslerdi. Yokohama City Air Terminal (YCAT) olarak geçen bu otobüsler yaklaşık bir buçuk saatte Yokohama merkeze götürüyor. Ücreti de 3600 yen. Yani 32 dolar civarı.

Japonya’da ilk akşam yemeğimiz

Eh o kadar yol gelmişiz, acıktık tabi. Ellerimizde bavullarımızla beraber Yokohama tren istasyonundayız. Sonrasında 15 defa daha gitmiş olsam da her seferinde kaybolduğum bu büyük tren istasyonu zaten ilk görüşte gözümü korkutmuştu. Bavullarla bir yere gidemeyeceğimiz için, onları kilitli dolaplara koymaya karar verdik ve nasıl olduysa bir şekilde iki dolaba sığdırmayı başardık. Sonra da yemek yiyecek bir yer bulmak için istasyondan ayrıldık.

Yokohama – İlk Görüş

Gördüğümüz bir ramen yani Japon eriştesi lokantasına girdik. Menüden sadece tipine bakarak ne yiyeceğimize karar verdik ve gelecek şeyin güzel olmasını umduk. Neyse ki herkesin rameni güzeldi.

Ramen Menüsü

Eve gidiş

Saatlerdir yoldaydık ve uykusuzduk. Ayaklarımız şişmişti. Biran önce eve gidip uyumak istiyorduk. Oysaki daha tırmanmamız gereken merdivenlerden ve bizi sonrasında çok zorlayacak olan jetlag’den habersizdik. Jetlag ne diye sorarsanız, saat farkından dolayı oluşan problemler diyebiliriz.

Neyse sonuç olarak, istasyondan bavullarımızı aldık ve yine yollara koyulduk. Eve gitmek için yine metroya binmemiz gerekiyordu. İstasyonların çoğunda asansör olduğu için sorun çıkmadı. İneceğimiz duraktan sonra da kısa bir yürüyüş yaptıktan sonra kalacağımız yere geldik. Koca bavullarla çıkmamız gereken dört kat merdiveni görünce, sanırım uykumuz vardıysa bile kaçtı. Birkaç tur yaparak da olsa hallettik.

Evin dışı – her kapı ayrı bir eve ait

Japonya’da evler küçük ama insanlar gayet güzel yaşayıp gidiyorlar. Bizdeki misafirler için ayrılmış tüm o odaların ne kadar gereksiz olduğunu anlıyorsunuz. Bizim kaldığımız ev 19 metrekareydi. Evet, yanlış duymadınız. Ve biz 3 kişi kaldık orada. Tabi ideali tek kişi yaşamak, evi de ona göre yapmışlar zaten. Nasıl üç kişi sığabildiğimizi de yine daha önceki yazımda anlatmıştım. Yoğun istek üzerine şu ilk gece çekilmiş fotoyu da ekliyorum.

Turistler için SIM kartı

Japonya’da her şeyin pratik bir çözümü var, turistleri de unutmamışlar sağ olsunlar. Turistler için telefon kartları var, iki haftalık, bir aylık, iki aylık gibi seçenekleri mevcut. Sadece internet kullanıyorsunuz ama zaten internet olduktan sonra her şeyi yapabiliyorsunuz.

Peki, bu turist sim kartlarını nereden bulabilirsiniz? Biz BIC Camera’dan aldık. Orası da böyle çok çok katlı her katında farklı ürünlerin satıldığı bir mağaza. Kendinizi kaybedebilirsiniz ve fark etmeden tüm gününüzü geçirebilirsiniz, dikkat edin. 😀 Aşağıdaki fotoğrafta sim kartı çeşitlerini ve fiyatlarını görebilirsiniz.

Kartı kullanmaya başlaması ise biraz çetrefilli. Çünkü sim kartının apn ayarlarını yapmanız gerekiyor, bunun için de internet bağlantısı lazım. Diyeceksiniz ki zaten internetimiz olsa, sim kartını almazdık. Yani ben içimden öyle dedim en azından. Ama Japonya burası, çareler tükenmez. Çat pat İngilizce bilen görevlilere biraz tarzanca da olsa derdinizi anlatıp yardım isteyebilirsiniz. Bizi bir kenara oturtup ayarlamak için 3-4 kişi filan uğraştı. İlk önce mağazanın internetine bağlandılar, sonra da Japonca olan web sitesinde ayarları yaptılar. Kendi başınıza halletmeniz biraz zor olabilir yani. Ama sonuç olarak sim kartlarımızı taktık ve kullanmaya başladık.

Peki sırada ne var? Google Haritalar!

Japonya’da en çok kullandığım şeydi google maps. Malum Japonya’da ulaşım çok gelişmiş ve her yere trenle gidebiliyorsunuz. Ama neye ne zaman bineceksiniz, nerede aktarma yapacaksınız, hangi tren kaçta geçiyor şeklinde sorularınız olabilir. İşte tüm bu soruların yanıtını google maps veriyor. Gideceğiniz yeri ve saati girdiğinizde size nereden neye bineceğinizi, nerede aktarma yapacağınızı, ne kadar beklemeniz gerektiğini ve ne kadar sürede varacağınızı söylüyor. Kesinlikle hayat kurtarıcı. Aşağıda benim ekran görüntüsü aldığım bazı örnekleri görebilirsiniz.

   

Bir sonraki yazımda artık gezdiğimiz yerleri anlatmaya başlayacağım. Diğer Japonya yazılarını okumak isterseniz:

Japonya ile ilgili ilginç detaylar

Japonya Seyahatimle İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Yazar: berins

Bir Cevap Yazın